Yazarlar

Osman Cemal Kaygılı kimdir, edebi kişiliği, eserleri

, O.C., Anber, Kanber, Cımbız imzalarını, bir kitabında da soyadını Kaaygısız olarak kullanmıştır. İlk öğrenimini Cezri Kasım Paşa İlkokulunda yaptıktan sonra Eğrikapı Merkez Rüştiyesi’mi bitirmiştir. 1894 İstanbul depremini yaşamış, depremde onun kurtulmasını sağlayan kendisinden üç yaş büyük bir kızı unutmamıştır. Bu kızı, Aygır Fatma romanına Zehra adıyla yaşatmıştır. Ardından Menşe-i Küttabı Askeriye tamamlamıştır. Genç yaşında Erkan-ı Harbiye-i Umumiye dairesinde katip olmuştur (1906). 1909 yılında terfi ederek Kıtaat-ı fenniye müfettişliği kalemine nakledilmiştir. Bir aralar Mahmut Şevket Paşa’ya yağılan suikastla ilgili sürgünler arasına katılarak Sinop’a sürgün edilmiştir (1913-1918). Birinci Dünya Savaşı’na kadar bu vazifede kalmıştır. Seferberlik ilan edilince seyyar tümenlerde bir müddet katiplikle dolaşmıştır. En son vazifesi o zaman Menemen civarında bulunan 46. tümen idare katipliği olmuştur. 1917 yılında hastalanarak İstanbul’a gelmiştir. 28 yaşındayken askeri katiplikten malulen emekli edilmiştir (1918).

 
Osman Cemal Kaygılı 150x150 - Osman Cemal Kaygılı kimdir, edebi kişiliği, eserleri
Doğum22 Eylül 1890, Yenimahalle, Eğrikapı, İstanbul
Ölüm9 Ocak 1945, İstanbul
Meslek,

Askerlikten ayrılınca İstanbul’da Otakçılar’daki evine yerleşmiştir. Bir müddet inek besleyip sütçülük yapmak istediyse de az zamanda iflas etmiştir. Babadan kalan tek mülkü, evi yanınca Osman Cemal Kaygılı, şehre uzak olmasına rağmen sur dışındaki tarlalar ortasında, ağaçlık, çayırlık Otakçılar mahallesinden ölünceye kadar ayrılmamıştır. Yazıları Babıali piyasasında para edinceye kadar çok zaman geçmiş, çok az olan emeklilik maaşına eklemek için birtakım işlere girip çıkmak zorunda kalmıştır. Mütevazı bir halk çocuğu olduğundan her işi yapmaya hazırdı. Mevsiminde dağlardan koca yemişi toplamış, İstanbul’da sepet sepet satmıştır, Haliç vapurlarında biletçilik yapmıştır. Mütarekenin ilk yıllarında bir ara semt pazarlarında seyyar manifaturacılık da yapmıştır. Yalnız yazarlıkla geçinmenin zorlukları karşısında 1925 yılında kurulan İstanbul İmam Hatip Okulu’nda Türkçe hocalığı almış, sonra Çemberlitaş Erkek Ortaokulu’na geçmiş (1931), sonunda ölümüne kadar çalıştığı Fener Rum Kız Lisesi’ne tayin edilmiştir (1932).

İlk karısı veremden ölmüş, ölümü ile dul bıraktığı ikinci karısı Sabriye Hanımla 1935 yılında evlenmişti.

1943 yılında hastalanmıştır. Ertesi yıl hastalığı artmıştır. Ciğerlerinde verem, midesinde de kanser vardı. Başarısız bir ameliyat sonunda 9 Ocak 1945 tarihinde 55 yaşındayken Gureba Hastanesinde ölmüştür. 11 Ocak’ta Otakçılar’da, Tokmaktepe’de aile mezarlığına gömülmüştür.

Osman Cemal Kaygılı’nın Edebi Kişiliği

Daha okul sıralarındayken edebiyata heves eden Osman Cemal Kaygılı‘nın ilk yazısı Baba Tevfik’in çıkardığı Eşek adındaki mizah dergisinde yayınlanmıştır. Ardından bu dergide bir hayli yazısı çıkmıştır. Arada bir Karagöz gazetesinde de mizahi manzumeler yayınlamıştır. Şebâp (1920) adındaki edebiyat dergisinde de yazıları çıkmıştır. Emekli olduğu tarihten yazılarını para edip profesyonel olmasına kadar zaman geçmiş, epey sıkıntılar çekmiştir.

Yazarlığı meslek yapması, Babıali’de süreli olarak çalışması Alay adındaki mizah dergisiyle başlamıştır (1920). O sırada çıkan Şeytan adındaki bir diğer dergiye de yazılar vermiştir. Mütareke yıllarında Aka Gündüz’le Ercüment Ekrem Talu’nun çıkardıkları Alay, Osman Cemal Kaygılı‘nın yazılarını süreli olarak yayınladığı ilk dergisidir. Sürgündeyken yazdığı (30 Ocak 1913, Sinop) ilk büyük hikayesi olan “Çuvalcı Şeyhinin Halefi”ni burada yayınlamıştır. Bundan sonra Sinop’ta sürgündeyken yardımları dokunan Ulunay ve Refik Halit’in tavsiyeleriyle mizah alanına yerleşmiştir. Aydede (1922) adındaki mizah dergisinde çalışmaya başlamıştır. Kendisi de bir ara Ayine (1921) adında bir mizah dergisi çıkarmıştır. Sebat Semavi’nin çıkardığı Güleryüz (1921-1923) ve Akbaba dergilerindeki yazıları ününün genişlediği sıralara rastlamıştır.

Osman Cemal Kaygılı, bundan sonra artık gündelik gazetelerde görülmeye başlamıştır. Fıkralar, hikayeler, mizah yazıları, roman yazı dizileri yazmıştır. Mihran ve  Ali Kemal’in Sabah, Ahmet Cevdet Bey’in İkdam, Sedat Simavi’nin Pay-ı Taht, Alemdar, Akşam, Cumhuriyet, Yenigün, Son Saat, Vakit, Son Posta, Haber, Açıksöz, Hakikat, Son Telgraf gazetelerinde çalışmıştır. Yazılarında kullandığı takma adların en yaygını “Anber”di, ilk önce Yıldız dergisinde kullanmıştır (1924).

Osman Cemal Kaygılı ayrıca tiyatroya da meraklıydı. Ortaoyununda kavuklu, pişekar, zenne rollerinde çıkmış, taklitler yapmıştır. Darülbedayi’de kendi “İstanbul Revüsü” piyesinde ilk defa sahneye çıkmış, 1937’den sonra da Şehremini ve Eyüp Halkevinde oynamıştır.

Osman Cemal Kaygılı‘nın bir de İstanbul’u bütün özellikleriyle tanıtan folklor araştırmaları yapan yönü de vardır. Çoğu gazete sayfalarında kalan yazılarının İstanbul’un özelliklerini araştıracaklara büyük yardımları olmuştur.

Çingeneler Romanından

Geçen yazı nasıl çergeler, çadırlar, harmanlar, köpekler, ayılar arasında hoş geçirdikse, bu kışı da meyhaneler, sazlar, zurnalar, klarnetler, çifte naralar arasında daha hoş geçirdik gitti demektir. Geçen yaz Nazlı’lar, tirşe gözlü kızlar, Topal Güllü’ler, falcılar gönlümü yelpazeliyordu; bu kış ise Hanende Ziynet’ler, Çengi Seher’ler, Benli Kühaylan’lar yanık yüreğimizi tazeliyorlar. Ooooh, işte kış da geçti. Yakında bahara giriyoruz. İki, üç gün sonra üçüncü cemre düşeceği için Reha Bey’in evinde, o gece bir kıştan çıkış alemi yapılacak… Ve bu alemde Ayvansaray’ın en maruf sazcı ve okuyucuları iştirak edecektir. Gel keyfim gel! İki gece sonra yine sabahlara kadar vur patlasın, çal oynasın yaşayacağız…

– Çingeneler

Hikaye

  • Eşkıya Güzeli (1925)
  • Sandalım Geliyor Varda (1938)

Roman

  • Çingeneler (1939)
  • Bekri Mustafa (1944)
  • Aygır Fatma

Diğer

  • İstanbul Revüsü (1925)
  • Üfürükçü (halk komedisi, imzasıyla, 1936)
  • İstanbul’da Semavi Kahveleri ve Meydan Şairleri (inceleme, 1938)
  • Argo Lugatı (2003)
  • Akşamcılar (eski bir akşamcının defterinden, 2003)
  • Köşe Bucak İstanbul (yay. haz.: Tahsin Yıldırım, 2003)
  • Kavuk Palas’ın Esrarı (2003)
Etiketler
Devamını Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı
Kapalı