Yazarlar

Fahri Celalettin Göktulga kimdir, Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri

, hikayelerinde “F. Celalettin” imzasını benimsemiştir. Babası eski hariciye memurlarından Ahmet Celalettin Bey’dir. İlk öğrenimini Darüledep’te, orta öğrenimini Mercan İdadi’sinde, yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bitirmiştir. Üsküdar Toptaşı Akıl Hastanesi’nde uzmanlık öğrenimini görmüş, 1924’te evlenmiş, bir kız çocuğu olmuştur. Manisa Akıl Hastanesi Başhekimliği, ardından İstanbul Bakırköy Akıl ve Sinir Hastanesi Başhekimliği görevlerinde bulunmuş ve 1960’ta emekliye ayrılmıştır.

 
Fahri Celalettin 150x150 - Fahri Celalettin Göktulga kimdir, Hayatı, Edebi Kişiliği ve Eserleri
Fahri Celalettin
Doğum20 Mayıs 1895, İstanbul
Ölüm3 Haziran 1975, İstanbul
Meslek

’nın Edebi Kişiliği

Birinci Dünya Savaşı sonlarında öykülerini edebiyat dergilerine vermeye başlamış (Kadın Cehennemi, 26 Eylül 1917, Servetifünun), ilk hikaye kitabı “Talâk-ı Selâse”nin yayınlanmasından sonra oldukça geniş bir ilgi toplamıştı (1923). Fahri Celalettin Göktulga, ikinci hikaye kitabından sonra (Kına Gecesi, 1927) da yazıların uzun süren bir ara vermiş, kitaplarını sadece 1943 yılından sonra yeniden yayınlamaya başlamıştır. Yazı hayatına ilk başladığı yıllardaki birkaç dergiyi bir yana bırakırsak (Şair, 1919; Dördüncü Kitap, 1920; Ayine, 1922; Güneş,1927) edebiyat dergileri ve çevreleri ile pek az bir ilgisi olmuştur.

Önceleri Ömer Seyfettin etkisindeyken sonraları Hüseyin Rahmi’nin ele aldığı İstanbul’u anlatmaya çalıştı. Ondan bize kalan Vedat Günyol’un diliyle;

Eskimiş, ortadan kalkmış olmasına rağmen, insanca değer bakımından eskimeyecek olan özlemleri, kaygıları, dertleri, kuşkularıyla bugünün biz insanlarından kılpayı farklı olmayan, dünya durdukça da olmayacak olan bir insan panayırı, daha doğrusu İNSAN panayırıdır.

Kimi öyküleri yinelenerek basıldı, bunlar dışında, 78 öykü, 6 fıkra tipinde öykü, 32 gazete fıkrası aşağıdaki kitaplarda toplanmıştır.

Hiddet, telaş, acele bir tarafa… Biz şu dakikadan, şu dakikanın, yok, yok, bu dakikanın keyfinden, zevkinden bahsedelim. Aldığımız nefesi vereceğimize ait senedimiz var mı? Sonumuzu bilmemek bile bahtiyarlığın en büyüğü, lütufların, ihsanların en cömerdi olduğunu hatırımızdan çıkarmayıp lokmalarımızı yavaş çiğneyelim, yüreklerimizi olmayacak şeyler için oynatmayalım, beyhude yere çırpınmayalım diyorum.

– “Telaş içinde” Rüzgar, 1955

Öykü

  • Talâk-ı Selâse (1923)
  • Kına Gecesi (1927)
  • Eldebir Mustafendi (1943)
  • Avurzavur Kahvesi (1948)
  • Salgın (1943)
  • Rüzgar (1953)
  • Suhûlet Kütüphanesi (1927)
Etiketler
Devamını Göster

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı
Kapalı